4 Ekim 2008 Cumartesi

*YENİ BELEDİYELER YASASI

74YILDIR YÜRÜRLÜKTEKİ 1580 SAYILI BELEDİYELER YASASI DEĞ İŞTİRİLEREK TBMM’DE KABUL EDİLMİŞTİR.BASINDAN İZLENİLDİĞİ KADARI İLE BAZI TESBİTLERDE BULUNABİLİR.YENİ YASADA BAZI KÜÇÜK OLUMLU DEĞİŞİKLİKLER GÖZÜKMEKLE BERABER AŞAĞIDA BAZILARINI BELİRTECEĞİM KONULARDA TEMEL EKSİKLİK VE ÇELİŞKİLER MEVCUTTUR. -BELEDİYE YÖNETİMLERİNİN KATILIMCI,SAYDAM(AÇIK)BİR DEMOKRATİK YAPIYA KAVUŞMASINI SAĞLAYACAK DÜZENLEME YOKTUR.
-BELEDİYE BAŞKANLARININ ZATEN FAZLA OLAN YETKİLERİ DAHA DA ARTTIRILARAK “TEK ADAM BAŞKAN”YÖNETİMİDAHA DA ETKİNLEŞTİRİLMİŞTİR.
-HİZMETLERİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ TEŞVİKEDİLEREK BELEDİYELER “ŞİRKETLEŞME”BİÇİMİNDE YAPILANDIRILMAKTADIR.
-“PERFORMANS”ÖNEMLİ BİR DEĞİŞİKLİK OLARAK SUNULMAKLA BERABER KİMİ KONULARDA TAM TERSİ İLKELER GETİRİLMİŞTİR.
-BELEDİYELERİ MALİ YÖNDEN GÜÇLENDİRİCİ DEĞİŞİKLİK YOKTUR.

BU TEMEL TESBİTLERDEN SONRA OLUMLU/OLUMSUZ BAZI DEĞİŞİKLİKLER HAKKINDA AŞAĞIDAKİ SAPTAMALAR GÖZLENMİŞTİR.
ARTIK NÜFUSU 5.000’DEN AZ OLAN YERLEŞİM BİRİMLERİNDE BELEDİYE KURULAMIYACAK.ARADAKİ MESAFESİ 5 KM’DEN DAHA YAKIN DURUMA GELEN BELEDİYELERİN KALDIRILMASINA OLANAK TANINMIŞTIR.NÜFUSU 2.000’İN ALTINA DÜŞEN BELEDİYELER İSE KÖYE DÖNÜŞTÜRÜLEBİLECEKTİR.
HERKES “İKAMET ETTİĞİ”BELDENİN HEKŞEHRİSİ SAYILACAK.HEMŞEHRİLERE BELEDİYE FAALİYETLERİ HAKKINDA BİLGİLENME HAKKI GETİRİLİYOR.BU BAĞLAMDA O BELDE DE YAŞAYAN KİŞİ VE KURUMLARIN BU HAKLARINI EN İYİ BİÇİMDE KULLANARAK BELEDİYE ÇALIŞMALARINI YÖNLENDİRME VE SORGULAMASI ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN ÖNEMLİ BİR OLGUDUR.
BELEDİYELERİN,YASALARLA BAŞKA BİR KURUM VE KURULUŞA VERİLMEYEN HER TÜRLÜ GÖREV VE HİZMETİ YAPMASINA OLANAK VERİLMEKTE.BÖYLECE BAZI GÖREVLERİ YAPMAKTAN KAÇINIRKEN YASADA BU GÖREVLERİN BANA VERİLDİĞİNE İLİŞKİN HÜKÜM YOK BAHANESİ ORTADAN KALKMAKTADIR.BELEDİYE,OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARI AÇABİLECEK.DEVLETE AİT HER DERECEDEKİ OKUL BİNALARININ BAKIM VE ONARIMI YAPILACAĞI HÜKMÜ İLE DE OKULLARIMIZA(ÜNİVERSİTE DAHİL)BELEDİYELERİN DAHA RAHAT DESTEK OLMASI ÖLASI OLACAK.BELEDİYELERİN BELEDİYE SINIRLARI DIŞINA HİZMET GÖTÜREMEMESİ HÜKMÜ BİR EKSİKLİKTİR.BELEDİYELERİN ÇEVRE KÖYLERDEN KENTE GÖÇÜ ÖNLEYİCİ ÇALIŞMALARINA(KÖYLERİN HAL GELİRİNE KATKISI DA AYRI BİR KONU9YASAL ZEMİN HAZIRLANSA İDİ ÇEVRE KÖYLERDEN KENTLERE GÖÇ ORANI BİR ÖLÇÜDE DÜŞERDİ.
YAĞMUR SULARININ UZAKLAŞTIRILMASININ SU-KANALİZASYON İŞLETMELERİNE GÖREV OLARAK VERİLMESİ BİR YETKİ KARMAŞASINI ÖNLEMİŞTİR.
MOTORLU TAŞIT MUAYENE VE EMİSYON ÖLÇÜMÜ YAPMA YETKİSİNİN BELEDİYELERE DEZRİNİN TASARIDAN ÇIKARILARAK ÖZELLEŞTİRME KARARI ALINMAS HÜKÜMETİN GERÇEK AMAÇLARINDAN BİRİNİN GÖSTERGESİDİR.
GAYRİ SIHHİ MÜESSESELERİN RUHSANLANDIRILMASINDA BELEDİYELERİN YETKİLENDİRİLMESİ OLUMLU BİR DEĞİŞKLİK.
EMLAK VERGİLERİNDEN B.ŞEHİR PAYININ KALDIRILMASI ALT KADEME BELEDİYELERİ LEHİNE BİR DEĞİŞİKLİKTİR.
BELEDİYELERİN KAMUOYU YOKLAMASI VE ARAŞTIRMA YAPABİLMESİ YASALAŞMIŞTIR.
BELEDİYE VERGİLERİ,RESİMLERİ.HARÇLARI İLEKAMU HİZMETLERİNDE FİİLEN KULLANILAN MALLARI HACZEDİLEMİYECEK.
MAHALLE MUHTARLARI BELEDİYE MECLİSİ TOPLANTILARINDA GÖRÜŞ BİLDİREBİLECEK.KAMU KURUMU NİTELİĞİNDEKİ MESLEK KURULUŞLARI,ÜNİVERSİTE VE SENDİKALAR İLE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ OY HAKKI OLMAKSIZIN KENDİ GÖREV ALANLARI İLE İLGİLİ OLARAK MECLİS VE İHTİSAS KOMİSYONLARINDA GÖRÜŞ BİLDİREBİLECEK.ADI GEÇEN KURULUŞLARIN BU SINIRLI DEĞİŞİKLİK İLE VERİLEN HAKLARINI NASIL KULLANACAKLARI MERAK KONUSU? HANGİ MESLEK KURULUŞU,SENDİKA,SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ BİR BELEDİYE BAŞKANI’NIN YÜZÜNE KARŞI YAPILAN BİR YANLIŞI ELEŞTİREBİLME CESARETİGÖSTEREBİLECEK?BEKLEYELİM,GÖRELİM.
2 MİLYARA KADAR ENCÜMEN 2-10 MİLYAR T.L ARASI DAVA KONULARI İSE BELEDİYE MECLİSİ TARAFINDAN TASFİYE EDİLEBİLECEK.BU YETKİNİN KÖTÜYE KULLANILMAMASI GEREKİR.
BELEDİYELERİN ŞİRKET KURMA VE KURULAN ORTAKLIKLARA KATILMASI BELEDİYELERİ HALKA HİZMET VEREN SOSYAL KURUMLAR OLMAKTAN UZAKLAŞTIRAN,TİCARİ BİR İŞLETME KONUMUNA GETİREN BİR ZİHNİYETİN ÜRÜNÜDÜR.BU DEĞİŞİM YASANIN EN OLUMSUZ ,TEHLİKELİ YÖNLERİNDEN BİRİSİDİR.BELEDİYE’YE AİT İŞLETMELERİN VE BİRÇOK GÖREVİ N ÖZELLEŞTİRİLMESİ DE AYNI YÖNDEKİ OLUMSUZ BİR DEĞİŞİMDİR.
BELEDİYELERİN TOPLU KONUT YAPIMI VE YAPILAN KONUTLARIN SATIŞININ KAMU İHALE YASASI KAPSAKI DIŞINA ÇIKARILMASI DABAZI YAKIN SİYASİ ÇEVRELERE ÇIKAR SAĞLAYABİLECEK OLUMSUZLUKTUR.
BELEDİYE MECLİ S BAŞKAN VEKİLLİĞİ VE KATİPLİĞİ İLK 2 YIL VE KALAN 3 YILLIK DÖNEMLERİ İÇERECEK BİÇİMDE 2KEZ SEÇİLECEK.
BELEDİYE MECLİSİ HER AY TOPLANACAK.OYSA İSTANBUL,ANKARA,İZMİR GİBİ ŞEHİRLERİN DIŞINDA MECLİSİN BU KADAR SIK TPLANMASINIGEREKTİRECEK BİR DURUM YOKTU.MECLİS ÜYELERİNE DAHA ÇOK ÜCRET ÖDEMEK İÇİN YAPILAN BİR DEĞİŞİKLİK OLSA GEREK.BELEDİYE MECLİSLERİNİN “KAPALI OTURUM”YAPABİLMESİ İSE SAYDAM VE KATILIMCI YÖNETİM AKSİNE GETİRİLEN BİR YENİLİKTİR.
MECLİS ÜYELERİ ARASINDAN “İHTİSAS KOMİSYONLARI “ KURULMASI İSE İSTİSMAR EDİLEREK BELEDİYE BAŞKANLARINCA MECLİS ÜYELERİNE ÖDENECEK ÜCRETİ ARTTIRACAK,BİR NEVİ PAZARLIK ARACI OLABİLECEK OLUMSUZ BİR DEĞİŞİKLİK.
BELEDİYE MECLİS KARARLARININ “UYGUN ARAÇLARLA HALKA DUYURULMASI”ÇOK SOYUT BİR KAVRAM.YASAK SAVMA BİÇİMİNDEKİ BÖYLESİ BİR DEĞİŞİKLİK YERİNE DAHA SOMUT BİR DUYURU BİÇİMİ ÖNGÖRÜLEBİLİRDİ.HATTA,BELEDİYE MECLİS KARARLARINDAN ÖNCE MECLİS GÜNDEMİNİN AÇIK,AÇIK HALKA DUYURULMASI YÖNÜNDE BİR DEĞİŞİKLİK DAHA DA ÖNCELİĞİ OLACAK BİR OLGUDUR.
BELEDİYE MECLİS BAŞKANLIĞINCA MECLİS ÜYELERİNCE VERİLECEK YAZILI ÖNERGELERE CEVAP VERİLMEZ İSE YAPTIRIMI OLMADIĞINDAN BU MADDE DE GEREKSİNMEYE YANIT OLMAMIŞTIR.
BELEDİYE BAŞKANININ,BELEDİYE ENCÜMENİNİ İSTEDİĞİ BİRİM AMİRİNİ ÜYE SEÇEBİLMESİ BELEDİYE ENCÜMENİNİN BELEDİYE BAŞKANI TARAFINDAN DİKENSİZ GÜL BAHÇESİNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİDİR.ENCÜMENDEKİ BU DEĞİŞİM BİR OLUMSUZLUKTUR.
BELEDİYELERİN HAZIRLAYACAĞI “STRATEJİK PLAN” BİR DEĞİŞİM OLMAKLA BERABER ,HİZMETİN VERİMLİLİĞİNİ ARTTIRACAK BİR ÖNLEM DEĞİLDİR.BU DAR HEDEFİ İLE DE OLSA BU KONUDA MESLEK ODALARI VE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE ÖNEMLİ SORUMLULUK DÜŞMEKTEDİR.
BELEDİYE BAŞKANININ GÖREVLERİ 16 MADDE OLARAK SIRALANIRKEN “BELEDİYELERDE HERŞEY BAŞKANDAN SORULUR”ANLAYIŞI DAHA DAGÜÇLENDİRİMİŞTİR.KISACA,BELEDİYE BAŞKANLARI BİR BAKIMA OSMANLI PADİŞAHLARINA BENZER YETKİ İLE DONATILMIŞTIR,YETKİ ARTIŞI YAPILMIŞTIR.
BELEDİYELERİN BORÇLANMASINDAKİ SINIRSIZLIK HÜKÜMETİN SÜREKLİ ÖVÜNÇ DUYDUĞU “PERFORMANS”KAVRAMI İLE TAMAMEN ÇELİŞMEKTEDİR.BELEDİYE BORÇLARINDAN”İSTENİLENLERİN”TASFİYESİ,TAKSİTLENDİRİLMESİ DE AYNI DURUMDADIR.OYSA,TAM TERSİNE BELEDİYELERİN KENDİ SEÇİM DÖNEMLERİNİ AŞAN (DIŞ KREDİLİ ÖZEL PROJELER HARİÇ)BORÇLANMALARINA YASAK GETİRİLMELİ İDİ.S.S.K.-MALİYE-TEDAŞ,V.B...KURUMLARA BORÇLARINI ZAMANINDA ÖDEYEN BELEDİYE BAŞKANLARINI ÖDÜLLENDİRİCİ,ÖDEMEYENLERİ CEZALANDIRICI DÜZENLEME YAPILMALI İDİ.OYSA,YAPILAN DEĞİŞİKLİK İLE PERFORMANSI YÜKSEK BAŞKANLAR CEZALANDIRILMIŞ OLMAKTADIR.
GÖRÜLDÜĞÜ KADARI İLE DEĞİŞEN BU YASA BELEDİYELERİ DAHA DEMOKRATİK ,DAHA ÜRETKEN,DAHA HALKA YAKIN,DAHA AÇIK VE KATILIMCI KARARLARIN ALINDIĞI,RÜŞVEYİ EN AZA İNDİRECEK DENETİM MEKANİZMALARININ OLUŞTURULDUĞU KURUMLAR HALİNE GETİRMEMEKTEDİR.BU YASA BELEDİYELERİ ŞİRKETLEŞTİREN ,PERSONEL İSTİHDAMINI YOK EDEN ,SİYASAL KADROLAŞMAYA ZEMİN HAZIRLAYAN,TÜM HİZMETLERİ ÖZELLEŞTİREN,SEÇİLEN BELEDİYE BAŞKANININSEÇİM SÜRESİNCE “KEYFİNE GÖRE” BİR KENT YAPILANDIRARAK RANT ORTAMINI DAHA DAAÇAN BİR DÜZENLEME OLMUŞTUR.
TÜRKİYE’DE BELEDİYELERİN (MALİ YAPILARININ ZAYIFLIĞI HARİÇ)SORUNU TASALAR MI?KANMCA HAYIR.MEVCUT YASALAR İLİ HEPİMİZİN ŞİKAYET ETTİĞİ “HANTAL DEVLET”OLGUSUNUN NASIL KIRILDIĞINI MERHUM VALİ RECEP YAZICIOĞLU GÖSTERMEDİ Mİ?ÇOĞU BELEDİYE BAŞKANININ ŞİKAYET ETTİĞİ 74 YIL ÖNCEKİ 1580 SAYILI BELEDİYELER YASASI İLE MERHUM İZMİR B.ŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI A.PRİŞTİNA’NIN KENTİ NASIL YÖNETTİĞİ,DEĞİL İZMİR TÜRKİYE HALKININ KALBİNDE NASIL YER ETTİĞİ GÖRÜLMEDİ Mİ?DEMEKKİ GEREKSİNMEMİZ YASALARDAN ÖNCE GENİŞ HALK YIĞINLARININ SEVGİSİNİ KAZANABİLECEK ,ONURLU BİR MİRAS BIRAKABİLECEKYÜREKLERE SAHİP NAMUSLU,ÇALIŞKAN,ÜRETKEN ÖNDERLERDİR.

*MERSİN’ DE YATIRIM PROJELERİ YARGIDAN NEDEN DÖNÜYOR?

Kentlerin ülke ekonomisine katkısı,orta ve uzun vadede istihdama çözümü açısından bölgeye “uygun” yatırımların gerçekleştirilmesi çok önemlidir. Maalesef,Mersin’de uzun yıllardır hak ettiği oranda yatırım gerçekleştirilmemiş olduğunu görüyoruz. Oysa,Mersin’in konjonktürel yapısı önemli yatırım seçenekleri itibarı ile yeterli altyapıya sahiptir.
Son olarak Mersin gündeminde yer alan üç proje yargı kararları ile iptal edilmiştir.Bunlardan birisi “Kazanlı—Seyhan Turizm Projesi”,diğeri “Taşucu Tersane Projesi”,üçüncüsü de”Çöp Döküm Alanı Yeri” idi. Bir bölgede düşünülen yatırım kararlarında bazı verilerin yeterince dikkate alınmadığı kanısındayım. Kimi zaman bazı yatırımların toplumun büyük kesimince kabul görmediğini ,kucaklamadığını tespit etmek gerekir. Yoksa,kimilerinin ben böyle düşündüm,en doğru karar benim düşündüğümdür mantığı rasyonel bir yaklaşım değildir. Ülkemizde önemli bir eksiklik kuşkusuz Bölge ve Çevre Planlamaları ile Çevre Envanterlerinin hazırlanmamış olmasıdır. Bölgesel—kentsel ve kırsal yerleşim ve planlama kararları mevcut olmuş olsa idi rasgele önüne gelen münferit kurum ve kuruluşlar kendilerine özel yatırım projeleri önerisinde bulunamazdı. Bölgesel/Çevresel planlar olmasa da rasyonel yatırım konuları için uygun yatırım yerlerinin seçiminde,bilinçli yatırımlar yapılmasında Ülke Kalkınma Planları ile eşgüdüm içerisinde hareket edilmelidir. ÇED(ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ) sosyo—ekonomik ,kentsel,çevresel,kültürel ve diğer veriler dikkate alınarak,şehircilik bilimi kurallarına hazırlanacak planlarım uygulanmasında,yararlanılacak bir araç olarak değerlendirilmelidir. Yoksa,ÇED ,bölgesel ve kentsel ölçekte yapılması gereken fiziki planların bir alternatifi olarak görülmemelidir.
Yatırım planlama kararlarında imar planları.ÇED gibi teknik unsurların yanında olgunun birde kamusal,siyasal destek ayağı olmalıdır. Bir yatırım projesine karar verilmeden önce ilin Valisi,B.Şehir Belediye Başkanı,ilgisi olan meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte ilin milletvekillerinin de (siyasi parti ayrımı olmaksızın) aynı sesi çıkaracak biçimde konsensus sağlanmalıdır. İşte,Mersin’de gözlenen eksiklik ve yanlışlık bu bağlamda arzulanan uyumun sağlanması konusunda gerekli olgunluğa erişilememiş olunmasıdır. Kişiler,bulundukları kurumu kendi kişisel geleceklerine araç etmeden kent sevdalarını,ülke sevgilerini ön plana çıkararak davranmalıdırlar.

*MERSİN’ DE UNUTULMAMASI GEREKENLER

Yasalarda yazmasa da belediye yönetimlerinin( başkanların ve belediye meclislerinin ) birincil görevi sorumlu bulundukları belde de barışa katkıda bulunmaktır. Yasal dayanak aranırsa belediye yasasındaki “belediye” tanımındaki belediyelerin belde halkının yerel ve ortak nitelikteki gereksinmelerine çözüm arayan kuruluşlar olduğunda bu görevin yer aldığını söyleyebiliriz.
Belde sınırları içerisinde bölgeler,mahalleler arasında kentsel ranttan yararlanmada fırsat eşitliği yaratılmalıdır. Bir kişi 500 metrekare arsasına 150 metrekare inşaat yapabiliyor önündeki,yanındaki bir başka kişinin 500 metrekare arsasına ise 1500 metrekare inşaat izini verildiğinde yani 10 kat fazla inşaat alanı yaratıldığında bu insanlar arasında eşitsizliğe ortam hazırlanmış hatta 2 katlı binaların önünü 10-15 katlı binalar ile sur gibi kapatırken ,güneşlerini önlerken insanlar arasında husumete yol açılmış olmaktadır. Ayrıca, bu olgu gelir adaletsizliğine de yol açmaktadır.
Diğer taraftan kimi bölge veya mahalle halkını etnik özelliği,kültürel farklılıkları,geldikleri memleket gibi nedenlerle, hepsinden önemlisi siyasi görüşleri nedeni ile hizmette diğerleri ile eşdeğerde tutmazsanız insanlar arasında barışa katkı sağlamamış,tersine gelecek için potansiyel olumsuz zemin yaratılmış olur. Herkesi oyun alanına dahil etmek gerekir.Kimileri oyun sahasında seyirci bırakılırsa anlaşmazlık zemini doğar. Yukarıda verilen iki örnek dahi olumlu bir biçimde düzenlenir ise beldelerde huzura,barışa,gelişmeye katkı sağlanmış olur.
Belediyeler olanaklarını,güçlerini statükoyu korumaktansa ,kimilerini zenginleştirmektense bu güçlerini değişimi ,dönüşümü gerçekleştirmekte kullanmalıdırlar.
New York Times’ın yazarlarından birinin kitabındaki şu tümceler üzerinde düşünmeye değerdedir.
“Zenginlerin oturduğu etrafı duvarlarla çevrili sitelere bakarak umudunu yitiren milyonlar git gide daha dindar ,daha radikal olurlar; yaratmak yerine çalmayı tercih ederler; tarikatlara ,çetelere yem olurlar.(…)
Kuşkusuz ,yoksulluk sağlıksızlığa yol açar.Ancak, sağlıksızlık da aynı zamanda yoksulluk sebebidir.
19. ve20. yy.’da hızlı sanayileşmenin yaşandığı geçiş dönemine benzer bir geçiş döneminde yaşıyoruz.Bu tür geçiş dönemlerinde aile ve toplum yapısının değişmesiyle gençler kimlik,aidiyet,öz saygı gibi duygularını yitirebilmektedirler.Bunun yarattığı vakumda da Hitlerler,Leninler,Musoliniler, Bin Ladinler ve Zerkaviler hayat bulur.”
21.yy yeni fırsatlar yaratırken bazı yeni tehlikeleri de getirmiştir.Bunlar arasında doğru denge kurulması şarttır.Çevremize duvar örmeden herkesi oyuna dahil etmenin çarelerini aramalıyız.Saha kenarında oturup oyun seyredenleri minimize etmeliyiz.
Mersin’ de tarımın sorunları,çöp sorunu gibi olguları gündeme getirirken kentte yaşanan olumsuz sosyolojik,ekonomik,toplumsal gerçekleri de unutmadan,göz ardı etmeden Mersin’in yaşanmaya imrenilir bir kent olması konusunda toplumsal projeler de geliştirilmelidir.Siyasi partiler , sivil toplum kuruluşları,yazılı ve görsel basının bazı kişi veya kurumlar tarafından oluşturulan gündemin peşine takılmadan , kendileri gündem yaratma konumuna gelmeliler. Anılan kuruluşların bu bağlamda olumlu sınav verdiklerini söyleyebileceğimiz günlerin gelmesi beklentisi ile.

*MERSİN ÜLKE GÜNDEMİNDE NASIL YER ALMALI ?

Son dönemlerde Mersin maalesef ülke gündeminde olumsuz bazı haber ve görüntüler ile yer almaktadır. Ulusal yazılı ve görsel basında Mersin sık,sık kentte yaşanan bazı olumsuzluklar ile anılmaktadır.
Kimi büyük kentler dünya, kimileri de Avrupa kenti olmayı hedeflemiş iken Mersin’in ülkemizde olumlu yönleri,haberleri ile anımsanması dahi özlenir oldu.Mersin zor bir kent olma özelliklerinden öte olumlu birçok niteliklere sahiptir. Önemli olan basat (dominant)-hakim duruma Mersin’in olumlu yönlerini çıkarmaktır. Mersin halkının üçte ikisinden çoğunun demokrat bir siyasal kimliğe sahip,çağdaş,ilerici düşünceye sahip olduğu gerçektir.Hatta yüzde seksen,doksanını ortak bir paydada birleştirmek ve ortak tavır sergilemelerini gerçekleştirmek olasıdır. Önemli olan ayrılıkları öne çıkarmak yerine birleşilebilecek ortak noktaları popülizme kaçmadan tespit ederek toplumun değişik kesimlerini bir araya getirici dengeyi kurmayı amaçlamaktır.
Kimler ne yapmalı?
İl Valisi ve Milletvekilleri öncülüğünde siyasi parti başkanları,B.Şehir belediye başkanı ve belediye meclisi,İl Genel Meclisi,Üniversite,ticaret ve sanayi odası,esnaf odaları birliği,sendikalar gibi kurumlar,Mersin’deki T.V. temsilcileri ve gazeteci örgütleri bir araya gelerek ortak strateji belirlemeliler.Neler yapılmalı,nasıl yapılmalı konusunda uygulama projesi hazırlamalılar.
Gönül ister ki Mersin’de okuma yazma oranı% 100 olsun,hasta başına en fazla doktor düşen kent olsun,işsizliğin-yoksulluğun en az olduğu kent olma gibi özellikleri ile ülke gündeminde yer alarak Mersin ön plana çıksın. Valimiz,milletvekillerimiz,belediye başkanları Mersin’in olumsuz yansıtılan resmini düzeltmek için gayret göstermeliler.Yoksa ülke içerisindeki yerli sermaye olsun,yabancı sermaye olsun Mersin’e yatırım planlaması yaparken bir kez değil çok,çok düşüneceklerdir(bunun bazı örneklerini bizzat biliyor ve duyumlarımda var) .Yatırım olmayınca da Mersin’in yoksulluk,işsizlik başta olmak üzere temel sorunlarının çözümü olası değildir.

*MERSİN VALİSİ VE KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ

Mersin Valisi Sn. H.Aksoy geçtiğimiz günlerde 2 yıllık çalışmalarını ve 2008 yılı hedeflerini basın aracılığı ile kamuoyuna duyurdu. Kuşkusuz Sn. Valimizin Mersin için birçok olumlu çalışması olmuştur.
Kentsel Dönüşüm Projesi( KDP) kapsamındaki düşüncelerini ise bir yönü ile değerlendirmekte yarar görüyorum.
KDP 1970’lerin başından itibaren gündeme gelen Marmara depreminden sonra ise kulağa hoş gelen MODA bir slogan halini almıştır.Projeyi Postmodernizm / Küreselleşme / Neoliberalizm çerçevesinde akademik ve siyasal düzlemde değerlendirmek istemiyorum. KDP günümüzde değişik açılardan uygulanmaya çalışılmaktadır. Örneğin bir sanayi kenti oluşturmak,tarihi yapıların yoğun olduğu bölgelerde yeniden yapılanmaya gitmek,doğal afet bölgelerinde yeni yerleşim alanları yaratmak. Bu yazıda ele alınacak yönü ise yoğun göç sorununun yaşandığı,gettoların oluştuğu,işsizliğin yüksek olduğu,enformel ilişkilerin hakim olduğu altyapısız ,sağlık koşulları yetersiz bölgelerde kendilerini dışlanmış hisseden insan topluluklarına rastlanılan çöküntü alanları. KDP ile bu bölgelerde yaşayanların kentin başka bölümlerine aktarılması.
Sn.Valinin açıklamaları KDP ile tam olarak örtüşmese de son söylenen gerekçelere daha yakın düşmektedir. Açıklamadaki “GÖÇ ÇARPIK KENTLEŞMEYİ BESLEDİ” vurgusu yanlış olmamakla beraber kanımca sorunun salt bir yönden betimlenmesi olsa gerek. Çünkü,göç olgusunun yaşanmadığı birçok belde de (özellikle sahil beldelerinde) çarpık yapılaşma söz konusudur. Zaten KDP ‘ni Sn.Vali’nin açıkladığı Yenişehir’deki 85 dönümlük alan ,Toroslar ve Akdeniz beldelerinde düşünülen TOKİ konutları ile sınırlarsak bu zaten başka bir şey.,bu düşünce KDP olarak adlandırılmasa gerek. Zaten kent sorunlarını parçacı zihniyetle ele almak yanlıştır. Fiziksel mekanlara salt estetik ve sermaye mantığı ile bakmak yerine kentin sosyal,kültürel ve psikolojik ilişkilerine çok yönlü bakmak gerekiyor. Yanlış proje mantığı ile hareket edilirse yeni kent yoksulları yaratılabilir,dşlanmışlık artabilir,yapısal sorunlar daha da artabilir,belki de hepsinden önemlisi etnik,dinsel çelişkiler giderek taşınmaz hale gelebilir.
Açıklamadaki Akdeniz’de %22,Yenişehir’de %25,Toroslar’da %54 düzensiz konut alanları rakamlarını kimler,nasıl tesbit etmiş? Birebir böyle bir çalışmamı yapılmış? Bu bulguları da sanırım analiz etmek gerekir.Herşeyden önemlisi Sn.Valinin gündemine KDP ‘ni kimler aldırmış? Dönüşümden ne anlaşılıyor? Belediye ve belediye meclislerinde bu konu geniş bir perspektifden ele alınarak tartışılmış mı? Basında yer aldığı kadarı ile bu projeyi KDP olarak adlandırmak biraz zorlama olur gibi. Sn.Valinin Mersin için iyiniyetli bu girişimine altlık oluşturacak bilgileri veren kadroların KDP’nden ne anladıkları açıklamaya gerek duyurmaktadır. Sanırım bu projenin Belediyeler ve ilgili meslek odaları ile katılımcı bir anlayışla yeniden değerlendirmeye alınmasında yarar olabilir. Bu arada bu konuda Belediyelerimiz ve özellikle şehir plancıları odası,mimarlar odası,inşaat mühendisleri odası ve harita mühendisleri odaları ne düşünüyor acaba?

*KENTSELGELİŞİM VE DÖNÜŞÜM PROJELERİ

Son zamanlarda bilerek,bilmeyerek “kentsel gelişme”, “kentsel yenileme”, “kentsel dönüşüm” gibi adlar ile bu kavramların sürekli yinelendiği,demeçler verildiğini görmekteyiz. Yanılgıya düşmemek için öncelikle şunu söylemekte yarar var. Kentimizde bu bağlamda ciddi proje veya projeler söz konusu değil. Daha doğrusu (İstanbul ve Ankara da düşünce,tasarım aşamasında olanlar var) Mersin’de böyle bir proje yok.Olması gerekmez mi? Kuşkusuz evet.
Mersin’de önceliği olan iki ayrı bölgede bu tür projeye gereksinme vardır. Birincisi Yenişehir bölgesinde öncellikle Cumhuriyet,Barbaros,Eğriçam mahallelerinde haksızlığa uğramış bazı arsa ,inşaat sahiplerinin durumunun iyileştirilmesi. Çünkü bu mahallelerde çevreleri,önleri çok yüksek binalar ile kuşatılmış olanların gerisinde iki kattan fazla yapılaşmalarına izin verilmeyen ve yasalara uygun davrandıkları için bir anlamda mağdur duruma düşmüş olan onbinlerce insan yaşamaktadır.
İkinci ve daha önemli olan bölge ise Akdeniz Belediyesi sınırlarının doğu bölgesinde kalan getto,varoş diye de adlandırılan kaçak,ruhsatsız yapıların yoğun olduğu ,çağdaş yaşam mekanlarından yararlanmayan mahalleler. Mersin’de sosyal,kültürel,ekonomik,siyasal ve de toplumsal sorunlar açısından ön plana alınarak sorunların çözümünde öncelik verilecek bölgede bu mahalleler olsa gerek.
İmar planları ve uygulamalarından doğan kentsel ranttan arsa sahiplerinin eşit şekilde yararlandırılması kentsel yenileme,dönüşüm gibi projeler ile olasıdır. Bu şekilde kentte yaşayanlar arasında gelir dengesizliği azaltılırken kentli olma bilinci ,kent kültürünün yerleştirilmesine de öncülük edilmiş olur.
Dönüşüm ,yenileme nasıl olur?
Çarpık yapılaşmanın bulunduğu alanlardaki yapılar yıkılacak. Bina sahiplerine enkaz bedeli ödenecek. Belediye’ye ait var ise arsa isteyene takas yolu ile verilerek o kişinin ruhsatlı inşaat yapmasına fırsat yaratılacak. Retçi anlayışta olanların yapıları kamulaştırılabilecek. Diğerleri ise gerekir ise bir kooperatif örgüt içerisinde bir araya getirilecek.Arsa sahiplerinin arsaları kat karşılığı inşaata verilecek. İnşaatın kurulacak belediye şirketince gerçekleştirilmesi tercih edilmelidir. Bu şirket de belediye yöneticileri dışında arsa sahipleri de görev alarak söz sahibi olacaklardır. İnşaat süresince eski ev sahiplerine kira yardımı yapılabilecektir.
Tamamen gönüllülük ilkesine dayalı,katılımcı bir anlayış ile tasarlanacak projede öncelikle güven esastır. Bunun için projenin halka çok,çok iyi anlatılması gerekir. Halkın belediye yönetimine mutlak güveni sağlanmalıdır. Mersin’de bu yönde bir çalışma var mı? Hayır. Kuşkusuz kolay bir iş değil ,zor.Ancak,kentteki çarpık yapılaşmanın düzeltilmesinin tek yolu da budur. Kentin Valisi öncülüğünde belediye başkanları,belediye meclis üyeleri ve diğer ilgililer bu sorunu gündemlerine alarak ,tartışmaya başlamalıdırlar. Güzel bir Mersin için ,Mersin’de yaşayan değişik kültürden insanların bir arada barış içinde yaşayarak ,kaynaşmalarına bu şekilde ortam hazırlanmalıdır. O zaman görülecektir ki insanlar arasında dayanışma ruhu da gelişecek ,insanlar birbirlerine daha güvenle bakacak,kapkaçcı-terörist-hırsız-sokak çocuğu-dilenci azalacak. Gençlerin dinci,faşist,etnik milliyetçi akımlara kaymaları önlenecektir.Adı kentsel yenileme,gelişim,değişim,dönüşüm ne olursa olsun bu projeler radikal kararlar ile ve emek harcayarak,güven verilerek gerçekleştirilebilir. Salt belediye başkanlarının isteği bu heyecan için yeterli değildir. Belediye meclis üyeleri,mühendis-mimar odaları ,ilgili diğer örgütler ve sorunu sahiplenmesi gereken ilgili vatandaşlarda bu uğraşa omuz vermeli,olayın merkezinde olmalıdırlar.Ama,böylesine büyük,heyecanlı projelerin gerçekleştirilebilmesi için bilimsel düşünceye,birikime ve bilinçli kadrolara da gereksinme olduğu da unutulmamalıdır.

*BELEDİYELERDEKİ RÜŞVET/ BAĞIŞ ÖRNEKLERİ VE VATANDAŞLIK BİLİNCİ

Maalesef gün geçmiyor ki bir belediyeden rüşvet,bağış,v.b…adlarla bir yolsuzluk olgusu basına yansımasın.Kuşkusuz çok az da olsa bazı belediyelerimizden de zaman,zaman sıra dışı olumlu haberler duymaktayız.

Önce olumlu haberlere kısaca değinelim.İzmir-Dikili belediyesinin ücretsiz su/sağlık/toplu taşıma hizmetleri soruşturma konusu oldu. İstanbul-Üsküdar belediyesinin de ücretsiz sağlık hizmeti soruşturma konusu oldu. İzmir-Kuşadası belediyesinin cemevlerini ibadet yeri sayan ve dolayısı ile ücretsiz su uygulamasına ilişkin belediye meclis kararı uygulaması bakalım ne zaman soruşturmaya konu olacak? Bunların tümü halk adına başka bir ifade ile ötekiler,ötelenmişler,kimsesi olmayanlar adına yapılan olumlu girişimler. Peki halk adına yapılan bu olumlu girişimlere imza atan yürekli belediye başkanlarına bugüne dek kimler destek oldu? Halk mı tepki verdi? Sivil toplum örgütleri,meslek odaları mı? Bunları uzatmak olası. Acı olan taraf olumlu icraatları karşılığında mağdur edilmek istenen belediye başkanlarına destek girişimlerinin yetersizliği,hatta yokluğu.

Öte yandan olumsuz örneklere son günlerdeki 2 önemli olayı örnek verelim. Birisi İstanbul-Silivri’deki AKP genel başkan yardımcısı Ş.Dişli’nin 1 milyon dolar rüşvet aldığı belgesinin ortaya konduğu olgu. Burada 0.75 olan imar yoğunluğunun belediye meclis kararı ile1.75’e çıkarılması. Allah aşkına bunun ne demek olduğunu kim ne kadar biliyor,merak etti? Oysa bunun halka çok iyi anlatılması gerek. 2.olay G.antep belediyesi sınırları içerisinde bir okul arsasının satın alınarak ticari alana çevrilmesi vaadini içeren protokol karşılığı bir işadamının belediyeye 700 milyar lira bağış vermesi. Bu olayda da okul alanının ticari alana neden çevrilmemesi gerektiği halka yeterince anlatıldı mı? Böyle bir dönüşüm ile o bölge halkının çocuklarının okul gereksinmesini önemsenmediği ,hiçe sayıldıkları anlatılıyor mu?Hayır.
Yukarıdaki 2 olayda da neden/sonuç bağlamından salt sonuç yani rüşvet ve bağış rakamları gündeme taşınıyor. Oysa,bunları doğuran temel yanlışlar halka anlatılmıyor. Halkımız belki de bilerek bu konularda bilinçlendirilmiyor. Oysa halkın bu konularda yaşanan örnek olaylar verileri ile aydınlatılması şarttır.

Halk bu konularda yeterli bilinç düzeyine taşınamayınca bu kez vatandaş günlük sorunlarını her şeyin önüne taşımaya başlıyor. Kömür yardımı,gıda yardımı,iftar çadırları,nakit yardımı,v.b…düzenli ve kurumsal olmayan yardımları birincil önceliğine alıyor. Oysa,halkın imar olaylarındaki yolsuzluklar karşısında kendi cebinde,kendi hakkından bir şeyler çalındığının farkına varması,bu yurttaşlık bilincine erişmesi gerek. Bu sağlanamadığı içindir ki mevcut hükümetin yoksul,işsiz vatandaşları kendine sürekli bağımlı kılma amacını güden uygulamalarının sandıkta oya dönüşümü gibi çarpık,ironik bir durumla karşı karşıya geliyoruz.